Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine dayanılarak hazırlanan açıklamada, 2018 yılı itibarıyla ihtiyaçlarını aile ortamında karşılayamayan çocuk sayısının 122 bin 489 olduğu, bu sayının 2025’in ilk yarısında 171 bin 895’e yükseldiği belirtildi .Bu artış, yalnızca sayı açısından değil, aynı zamanda çocukların ailelerinden koparılma riski açısından da alarm verici bir tablo ortaya koyuyor. ATO’nun verilerine göre, ihtiyaçlarını karşılayamayan çocuklar arasında aile ortamından alınma riski taşıyanların oranı da giderek artıyor .Türkiye genelinde çocuk yoksulluğu boyutlarını değerlendiren diğer kaynaklar da, bu tablonun geniş bir perspektife yayıldığını doğruluyor. Örneğin, TE’PAV (Ekonomik Politikalar Araştırma Vakfı) verilerine göre, OECD tanımına göre yoksul sayılan çocukların oranı ülke genelinde yaklaşık %32 seviyesinde; bu da yaklaşık 7,1 milyon çocuğun yoksulluk sınırının altında yaşadığını gösteriyor .
Bu rakamlar, yalnızca ekonomik destek alan aile sayılarının değil, aynı zamanda çocukların eğitim, beslenme gibi temel haklara erişiminde de ciddi problemler olduğunu gösteriyor. TÜİK’in verilerine göre, her 10 çocuktan 4’ü yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altında bulunuyor; yaklaşık her 10 aileden biri çocuklarına yeni giysi alamıyor, bir diğeri ise çocuklarına taze meyve ve sebze sağlama imkanı bulamıyor .
Bu rakamlar, yalnızca ekonomik destek alan aile sayılarının değil, aynı zamanda çocukların eğitim, beslenme gibi temel haklara erişiminde de ciddi problemler olduğunu gösteriyor. TÜİK’in verilerine göre, her 10 çocuktan 4’ü yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altında bulunuyor; yaklaşık her 10 aileden biri çocuklarına yeni giysi alamıyor, bir diğeri ise çocuklarına taze meyve ve sebze sağlama imkanı bulamıyor .









