Teknik, kök hücre veya donör kaynaklı karaciğer progenitor hücrelerinin lenf bezlerine enjekte edilmesiyle başlıyor. Lenf bezleri, kan dolaşımı ve hücresel sinyal bakımından zengin yapılar olarak, hücrelerin karaciğer benzeri fonksiyonlar kazanmasını sağlıyor. Haftalar içinde toksinleri işleyebilen, protein üreten ve metabolik işlevleri yerine getiren mini karaciğer dokuları oluşuyor.
Domuzlar üzerinde yapılan deneylerde, ciddi karaciğer yetmezliği yaşayan hayvanların bağırsak yakınlarındaki lenf bezlerine mini karaciğer implantları yerleştirildi. Sonuç olarak, hayvanlar tam karaciğer fonksiyonlarına kavuştu. Yeni organlar kanı filtrelemeye başladı ve safra üretimi gibi önemli işlevler gösterdi.
Bu yöntem, klasik karaciğer nakillerinde yaşanan invaziv prosedürler ve donör sıkıntısına alternatif, ölçeklenebilir ve vücut içinde reddedilmeden işleyen bir çözüm olarak öne çıkıyor. Hastalar, genetik karaciğer hastalıkları, hepatit veya alkole bağlı siroz gibi rahatsızlıklarda nakil listelerinden çıkabilir.
Araştırmacılar, benzer tekniklerle pankreas, böbrek ve timüs dokusu için de çalışmalar yürütüyor. Bu yenilikçi yaklaşım, hasarlı organların vücut içinde kendi kendine yenilenebileceği bir geleceğin kapılarını aralıyor.









