Geleneksel opak ve siyah fotovoltaik panellerin aksine, bu yeni nesil "görünmez paneller" organik fotovoltaikler (OPV) kullanıyor. İnsan gözünün algılayamadığı kızılötesi ve ultraviyole ışığı emen bu teknoloji, camın görünümünü değiştirmeden enerji üretimini mümkün kılıyor.
Paneller, çift cam tabakalar arasına lamine edildiğinde neredeyse saf cam gibi görünüyor. Ancak nanometre kalınlığındaki OPV katmanları, sessizce ve verimli bir şekilde elektrik üretmeye devam ediyor. Hafif, esnek ve ince yapıları sayesinde gökdelenlerden otomobillere, hatta telefon ekranlarına kadar pek çok alanda kullanılabiliyor.
Laboratuvar testlerinde %14 enerji dönüşüm verimliliğine ulaşan bu paneller, özellikle dağılmış ışığın bol olduğu bulutlu havalarda dahi çalışabiliyor. Görünümü engellemedikleri gibi sabit açılara da ihtiyaç duymamaları büyük bir avantaj sunuyor.
Laboratuvar testlerinde %14 enerji dönüşüm verimliliğine ulaşan bu paneller, özellikle dağılmış ışığın bol olduğu bulutlu havalarda dahi çalışabiliyor. Görünümü engellemedikleri gibi sabit açılara da ihtiyaç duymamaları büyük bir avantaj sunuyor.
İsviçreli mimarlar şimdiden bu teknolojiyi akıllı yapı tasarımlarına entegre etmeye başladı. Cam cepheler, adeta enerji üreten canlı bir cilde dönüşürken; batarya sistemleriyle birleştiğinde binalar tamamen şebeke dışı yaşamı mümkün kılabiliyor.
Bu yenilik, gelecekte şehir silüetlerini fark edilmeden dev birer güneş enerjisi çiftliğine dönüştürebilir.









