Geliştirilen özel cam, görünür ışığı içeri alırken kızılötesi ışınları geri yansıtarak ısıyı uzaya gönderiyor. Böylece güneş altında bile iç mekân sıcaklığı 10°C’ye kadar düşebiliyor. Bu sayede, özellikle New York ve Los Angeles gibi kentlerde yaz aylarında gökdelenlerin tükettiği devasa enerji miktarı önemli ölçüde azaltılabilecek.Dünyada elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 10’u klimalardan kaynaklanıyor. Yeni cam sayesinde hem enerji faturalarında milyarlarca dolarlık tasarruf sağlanabilecek hem de karbon salınımı ciddi oranda düşürülebilecek.Camın en dikkat çekici yanı ise görünümünün tamamen şeffaf olması. Geleneksel yansıtıcı veya renkli camların aksine iç mekânları karartmıyor ve mimari estetiği bozmayacak şekilde uygulanabiliyor. Ayrıca ucuz üretim maliyeti sayesinde yalnızca lüks gökdelenlerde değil; okullarda, hastanelerde ve sosyal konutlarda da kullanılabilecek.
Stanford ekibi, eski binaların da bu teknolojiyle kolayca dönüştürülebileceğini belirtiyor. Mevcut pencereler yeni metamalzeme camlarla değiştirildiğinde yapısal bir değişime gerek kalmıyor. Uzmanlara göre bu buluş küresel ölçekte benimsendiğinde, mimarlık yalnızca estetik değil, aynı zamanda gezegenin geleceğini koruyan bir alan haline gelecek.
Stanford ekibi, eski binaların da bu teknolojiyle kolayca dönüştürülebileceğini belirtiyor. Mevcut pencereler yeni metamalzeme camlarla değiştirildiğinde yapısal bir değişime gerek kalmıyor. Uzmanlara göre bu buluş küresel ölçekte benimsendiğinde, mimarlık yalnızca estetik değil, aynı zamanda gezegenin geleceğini koruyan bir alan haline gelecek.








