Konuya bodoslamadan girip şunu ileri süreceğim: Marksistlerin ya da Marksist-Leninistlerin neredeyse iki yüz yıla yakın bir zamandır kafamızı ütüledikleri “küçük burjuvazi” diye bir sınıf gerçeklikte yoktur. Kısacası, kendi aralarında da birçok farklılıklar gösteren (küçük tüccar, esnaf, küçük toprak sahibi köylü, zenaatkâr, küçük memur vb.) kesimlerin ortak bir sınıfsal kategoriye (ya da bir çuvala) sokuşturulup “küçük burjuvazi” olarak nitelenmesi tamamen ve kökten yanlıştır ve bence, iktidara geldiklerinde mülkiyeti devletleştirerek tekelleri altına almayı hedefleyen Marksist-Leninistlerin bir hilesinden ibarettir. “Devrim”den sonra sermaye sınıfının (burjuvazinin) mülklerine nasıl el konacaksa, son tahlilde bu “küçük burjuvazi” de uzun vadede de olsa mülklerinden arındırılıp baskı altına alınacaktır. Çünkü sonuç olarak “küçük” de olsa “burjuva”dırlar. Kısacası, “büyük” de olsa “küçük” de olsa mülk sahiplerinin hepsi burjuvadır ve son tahlilde hepsi “proletarya diktatörlüğü”nün baskısına maruz kalacaklardır. Tabii, taktik olarak bu her zaman bu kadar açık ifade edilmez.
Onlara göre, anarşist Proudhon, küçük mülk sahiplerini sermaye düzenine karşı kooperatiflerde örgütlemeye kalkmasıyla “küçük burjuva anarşisti” yaftasını fazlasıyla hak etmiştir. Hatta buradan giderek anarşizmin bütününe aynı yafta yapıştırılmıştır. Küçük mülk sahibini savunmak “küçük burjuva anarşizmi”nin bir özelliğidir.
O zaman bu meseleyi yeniden ele alalım. Burjuvazi kavramından başlayalım. Nedir burjuva sınıfının özelliği? Büyük sermayedar olmasıdır. Ya doğrudan üretim araçlarına (fabrikalara vb) sahiptir ya da bankalarda biriken finans kapitale. Bu gücü nedeniyle kapitalist toplumsal sistemin egemen sınıfıdır. Bu sermaye düzeninin esas eğilimi mülkiyeti ve sermayeyi az sayıdaki burjuvanın elinde toplamak ve gerek küçük mülk sahiplerini, gerekse emekçileri bir süreç içinde mümkün olduğunca mülksüzleştirmektir.
Küçük mülk sahipleri tekelci sermayeye karşı direnir ve kendi küçük mülkiyetini ayakta tutmaya çalışır. Esnafın ve köylünün hayatı bu ayakta tutma çabasıyla geçer neredeyse. Zenaatkârın da öyle. Memurlar, devlet çalışanları ve emekliler ise, enflasyonun yiyip bitirdiği maaşlarıyla yaşama tutunma mücadelesi içinde ömürlerini tüketirler. Sonuç olarak, küçük mülklerini ve gelirlerini kapitalizme karşı savunma durumunda kalan
küçük mülk sahiplerinin bu mücadelesi kapitalizmin dev dalgalarına karşı bir hayatta kalma mücadelesidir ve kapitalizme karşıdır. Kapitalizm, küçük mülkiyeti ezmek ve yok etmek ister, küçük mülkiyet ise kapitalizme karşı yok olmama mücadelesi verir.
Dahası, fabrikalarda ve atölyelerde ücretli olarak çalışan işçiler de küçük ücretlerinden biriktirebildikleriyle kendilerine küçük bir mülk edinmek için çırpınırlar. Tapusuz alanlara gecekondu yaparak zaman içinde bu gecekonduların tapularını elde etme mücadelesine girişirler. Bazen bunu başarıp bu küçük evlere sahip de olurlar. Yani küçük mülk sahibi olurlar. Solcular bu olgu karşısında ya sessiz kalırlar ya da işçilere de “küçük burjuva” diye burun kıvırırlar. Gerçi 1970’li yıllarda işçilerin desteğini kazanmak için tapusuz alanlara gecekondu yapımına yardımcı olmuşlardır ama işçiler bu “konduların” mülkiyetine sahip olunca onlara da küçük mülk sahibi fırsatçılar gözüyle bakmaya başlamışlardır.
Kapitalist toplumsal düzende en alttaki emekçilerin başlarını sokacakları küçük bir ev ya da evlerini yapacakları bir arsa temin etmek için uğraşmalarından daha doğal bir şey yoktur ve aslında bu çabalar da kapitalist düzenin emekçileri ve küçük mülk sahiplerini mülksüzleştirmesine karşı bir direniş olarak
görülebilir pekâlâ.
Keza köylüler de küçük topraklarında tutunmak ve bu topraklarından elde ettikleri ürünlerle yaşama mücadelesi verir. Solcuların, köylülerin toprak ya da ürünlerini değerlendirmek için verdikleri mücadeleye karşı tutumları ikircimlidir. Bir yandan bu köylü kesiminin mücadelesinin kapitalist iktidarla, yerel sermaye sahipleriyle (tefeci-tüccar), büyük toprak sahipleriyle çatıştığını görerek köylülere destek verirler ama bir yandan da küçük mülk sahibi oldukları için köylülere içten içe bir güvensizlik duyarlar. Çünkü ne de olsa bu köylüler de onların gözünde “küçük burjuva”, yani küçük “sermaye sahibi”dir. Bunu köylülerin yüzüne açık açık söylemezler ama içlerinden böyle düşündükleri kesindir.
Nitekim 1930’lu yılların başında, Sovyetler Birliği’ndeki “kulak” (zengin köylü) kırımı, Marksist-Leninistlerin bu “küçük burjuva” güvensizliğinin ve “küçük mülk sahiplerini” kendi “sosyalist” devletlerinin tekeli altına alma girişiminin ürünüdür. Bu sakat mantığın sonucunda köylünün küçük mülkiyeti tekelci sosyalist devlete devredilirken nice köylünün canına da mal olmuştur.
Bizim “küçük mülk sahibi” ya da “küçük burjuva” karşıtı solumuza dönecek olursak, onlara 1960’ların deneyiminden yola çıkarak birkaç şey söylemek istiyorum. 1960’larda Türkiye İşçi Partisi’nin teşkilatlarını örgütleyenlerin, işçilerden çok, esasen “küçük burjuva” diye küçümsenen ve bir kenara atılan esnaf, zenaatkâr ve öğretmenler olduğunun tanığım. Keşke o zamanki teşkilatların kayıtları elimizin altında olsaydı. O zaman, TİP’in ilçe yönetimlerinin şu mesleklerden insanlarla dolu olduğu görülecekti: Üç işçi çalıştıran sabun imalathanesi sahibi, fotoğrafçı dükkânı sahibi, küçük köylü, çerçi, manüfaturacı, kundura tamircisi dükkânı sahibi, seyyar satıcı, kırtasiye dükkânı sahibi, kitapçı, sahaf, kuaför, emekli öğretmen vb vb. Bu insanların, o zaman TİP gibi baskı altında bir partiyi destekleyerek ve yönetiminde yer alarak geleceklerini sosyalist bir adil düzende gördükleri çok açıktır.
Artık bu hayali “küçük burjuva” takıntısını bir kenara atmanın zamanı gelmedi mi? “Sosyalist mülksüzleştirmenin” hedefi olan bir “küçük burjuvazi” yok. Kapitalist ve Sosyalist tekelciliğe karşı direnen küçük mülk sahipleri ve dar gelirliler var.
Gün Zileli
20 Temmuz 2025
www.gunzileli.net
[email protected]
Gündem
Yayınlanma: 20 Temmuz 2025 - 18:04
"Küçük Burjuvazi" Diye Bir Sınıf Yok!
Marksist Fikir Topluluğu’nun (MFT) 19 Temmuz 2025 tarihinde, Beyoğlu Suriye Pasajındaki toplantısında yapılan sunuş ve tartışmadan ilham alarak…
Gündem
20 Temmuz 2025 - 18:04
İlginizi Çekebilir








