Fidan, hükümetin bu süreci hiçbir zaman açıkça “çözüm süreci” olarak tanımlamadığını belirterek, “Ne hükümet ne de ortağı bu sürece doğrudan bu ismi verdi. Ucu açık bir şekilde sadece ‘süreç’ olarak adlandırıldı. Bunun nedeni ise geçmişte yaşanan açılım sürecinin toplum hafızasındaki olumsuz izleriydi” dedi."Adı Bile Korkunç""Çözüm süreci" ifadesinin halkta geçmiş travmaları tetiklediğini söyleyen Fidan, “Bu nedenle süreç daha sonra 'Terörsüz Türkiye' adıyla sunuldu. Elbette kulağa hoş gelen bir ifade, ancak bu söyleme karşı çıkmak neredeyse imkânsız hale getirildi. Hükümet bu dili ustalıkla kullandı” diye konuştu.
Murat Fidan, Abdullah Öcalan’ın Meclis’e mesaj göndermesi, dağdaki teröristlerin affedilmesi ve 'düz ovada siyaset' gibi kavramların Türk toplumunda büyük rahatsızlık yarattığını ifade ederek, “Bu sürecin arka planında bir ihanet örgüsü vardı ve toplum bunu çok net şekilde gördü. Şehit aileleri ve gaziler ‘terörsüz Türkiye’ söylemine inanmadı. Toplumun yaklaşık yüzde 75’i bu söylemi gerçekçi bulmadı” dedi."Silah Yakma Şovu ve Mağara Ziyareti"Fidan, süreçte yaşanan bazı sembolik eylemlere de değinerek, “30 silahın bırakılıp yakılması sadece bir şovdu. Esas önemli olan, devleti yönetenlerin PKK’nın mağarasının kapısına kadar gitmiş olmalarıydı. Bu görüntü, PKK açısından oldukça etkili bir propaganda malzemesine dönüştü” ifadelerini kullandı."Terörsüz Türkiye Söylemiyle Siyasal Manevra Yapıldı"Sürecin daha sonra “Terörsüz Türkiye” söylemiyle kamuoyuna sunulduğunu hatırlatan Fidan, bu ifadenin kulağa hoş geldiğini ancak siyasi bir manevra olduğunu ifade etti. “Bu slogana karşı çıkmak neredeyse imkânsız hale getirildi. Hükümet, dini ve milli duyguları çok iyi kullanarak bu kavrama karşı çıkanları adeta düşman gibi gösterdi” dedi."Toplum Süreci İhanet Olarak Gördü"Fidan, Abdullah Öcalan’ın Meclis’e mesaj göndermesinden dağdaki teröristlerin affedilmesine uzanan gelişmelerin toplumda ciddi rahatsızlık yarattığını söyleyerek, “Toplumun %75’i bu sürece inanmadı. Şehit yakınları ve gaziler bu söylemi kabul etmedi. PKK’nın mağarasına gidilmesi gibi adımlar da örgütün eline ciddi bir propaganda fırsatı verdi” ifadelerini kullandı."Devlet Affetse de Bireysel Davalar Açılabilmeli"Murat Fidan açıklamasının devamında, terörle mücadelede adaletin hem toplumsal hem de bireysel boyutunu ele alarak dikkat çeken bir öneride bulundu:
“Biz tüm hükümetleri 5 yıllığına bizi yönetsin diye seçeriz, bunun adı demokrasidir. Hükümetler Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde alınan kararlarla ülkeyi yönetir. Affedilmesi gereken kişiler, Meclis’te oy çokluğuyla affedilebilir, bu devletin devlet oluşundandır. Ancak gazilerimizin ve şehitlerimizin bireysel mahkeme başvuruları terör örgütü aleyhinde ele alınmalıdır.”Fidan, şehit yakınları ve gazilere bireysel dava açma hakkı tanınmasının adaletin gereği olduğunu belirterek, “Devlet kamu davasını düşürse bile bireysel hakların önüne geçemez, geçmemelidir. Bu, doğru bir yaklaşım değildir. Mahkemelerin sonucunda terör örgütü üyesi ya da üyeleri tespit edilerek adil bir yargılama sonucunda gerekli cezalara çarptırılmalıdır” şeklinde konuştu.
Murat Fidan, Abdullah Öcalan’ın Meclis’e mesaj göndermesi, dağdaki teröristlerin affedilmesi ve 'düz ovada siyaset' gibi kavramların Türk toplumunda büyük rahatsızlık yarattığını ifade ederek, “Bu sürecin arka planında bir ihanet örgüsü vardı ve toplum bunu çok net şekilde gördü. Şehit aileleri ve gaziler ‘terörsüz Türkiye’ söylemine inanmadı. Toplumun yaklaşık yüzde 75’i bu söylemi gerçekçi bulmadı” dedi."Silah Yakma Şovu ve Mağara Ziyareti"Fidan, süreçte yaşanan bazı sembolik eylemlere de değinerek, “30 silahın bırakılıp yakılması sadece bir şovdu. Esas önemli olan, devleti yönetenlerin PKK’nın mağarasının kapısına kadar gitmiş olmalarıydı. Bu görüntü, PKK açısından oldukça etkili bir propaganda malzemesine dönüştü” ifadelerini kullandı."Terörsüz Türkiye Söylemiyle Siyasal Manevra Yapıldı"Sürecin daha sonra “Terörsüz Türkiye” söylemiyle kamuoyuna sunulduğunu hatırlatan Fidan, bu ifadenin kulağa hoş geldiğini ancak siyasi bir manevra olduğunu ifade etti. “Bu slogana karşı çıkmak neredeyse imkânsız hale getirildi. Hükümet, dini ve milli duyguları çok iyi kullanarak bu kavrama karşı çıkanları adeta düşman gibi gösterdi” dedi."Toplum Süreci İhanet Olarak Gördü"Fidan, Abdullah Öcalan’ın Meclis’e mesaj göndermesinden dağdaki teröristlerin affedilmesine uzanan gelişmelerin toplumda ciddi rahatsızlık yarattığını söyleyerek, “Toplumun %75’i bu sürece inanmadı. Şehit yakınları ve gaziler bu söylemi kabul etmedi. PKK’nın mağarasına gidilmesi gibi adımlar da örgütün eline ciddi bir propaganda fırsatı verdi” ifadelerini kullandı."Devlet Affetse de Bireysel Davalar Açılabilmeli"Murat Fidan açıklamasının devamında, terörle mücadelede adaletin hem toplumsal hem de bireysel boyutunu ele alarak dikkat çeken bir öneride bulundu:
“Biz tüm hükümetleri 5 yıllığına bizi yönetsin diye seçeriz, bunun adı demokrasidir. Hükümetler Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde alınan kararlarla ülkeyi yönetir. Affedilmesi gereken kişiler, Meclis’te oy çokluğuyla affedilebilir, bu devletin devlet oluşundandır. Ancak gazilerimizin ve şehitlerimizin bireysel mahkeme başvuruları terör örgütü aleyhinde ele alınmalıdır.”Fidan, şehit yakınları ve gazilere bireysel dava açma hakkı tanınmasının adaletin gereği olduğunu belirterek, “Devlet kamu davasını düşürse bile bireysel hakların önüne geçemez, geçmemelidir. Bu, doğru bir yaklaşım değildir. Mahkemelerin sonucunda terör örgütü üyesi ya da üyeleri tespit edilerek adil bir yargılama sonucunda gerekli cezalara çarptırılmalıdır” şeklinde konuştu.










Mükemmel açıkl***a, t******en katılıyorum. Böyle bir siyasi ort***da bunları söyleyebilmek de ayrı bir cesaret gerektirir. Helal olsun.