Her platform, dev bir gemiyi andırıyor ve esnek halatlarla deniz tabanına sabitleniyor. Dalgaların altında ise büyük türbinler, okyanus akıntılarının gücüyle dönerek elektrik üretiyor. Fırtınalarda zarar görmemesi için türbinler derinlere çekilerek daha sakin sularda korunuyor. Bu yönüyle sistem, rüzgâr türbinlerinden farklı olarak kesintisiz ve öngörülebilir enerji sağlıyor.Kuzey Denizi’nde yapılan testlerde, 8 metreyi aşan dalgalara rağmen kesintisiz enerji üretildi ve elektrik deniz altı kablolarıyla kıyıya iletildi. Modüler yapısı sayesinde onlarca platform birbirine bağlanarak devasa yüzen enerji çiftlikleri oluşturulabiliyor.Çevresel etkisi de minimum seviyede. Balıkların serbestçe yüzmesine engel olmayan tasarım, ekosistemleri bozmuyor ve kara üzerinde alan kaplamıyor. Bu özellik, özellikle ada ülkeleri için büyük avantaj sağlıyor.Norveç hükümeti, ticari kullanımı için şimdiden onay verdi. Teknolojinin Japonya’dan Şili’ye kadar güçlü kıyı akıntılarına sahip birçok ülkeye ihraç edilmesi planlanıyor. Uzmanlar, bu adımı rüzgâr ve güneş enerjisini tamamlayacak “24 saat kesintisiz okyanus enerjisi” dönemi olarak değerlendiriyor.
Uzmanlara göre, önümüzdeki on yıllarda yüzen hidroelektrik santralleri, açık deniz rüzgâr çiftlikleri kadar yaygın hale gelebilir ve temiz enerji dönüşümünde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.
Uzmanlara göre, önümüzdeki on yıllarda yüzen hidroelektrik santralleri, açık deniz rüzgâr çiftlikleri kadar yaygın hale gelebilir ve temiz enerji dönüşümünde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.









