Bu makale, İstanbul’da düzenlemeye hazırlandığımız Küresel Akıllı Medya ve Gençlerin Güçlendirilmesi Zirvesi çalışmalarımızla da eş zamanlı olarak kaleme alınmıştır.
ChatGPT’nin ifadesiyle:
Nisan 2023’ten bu yana Sudan, toplumsal yaşamı, altyapıyı ve gençlerin gelecekteki fırsatlarını derinden etkileyen karmaşık bir silahlı çatışmanın içinde. Bu cümle, yazımıza başlamak için oldukça yalın ama aynı zamanda dikkat çekici bir giriş noktası. Çünkü amacımız, savaşın akıllı medya üzerindeki doğrudan ve dolaylı yansımalarına dair rasyonel bir okuma sunmaktır.
Mevcut tabloya bakıldığında, Birleşmiş Milletler verilerine göre 9 milyondan fazla insan Sudan içinde ve dışında yerinden edilmiş durumda. Ancak bu rakamlar, savaşın acısını bizzat yaşayan Sudanlılar arasında hâlâ tartışmalı. Öte yandan, yerel ve bölgesel analizler, iletişim ve internet altyapısının büyük ölçüde çöktüğünü teyit etmektedir.
Sudan’daki savaşın diğer yıkıcı sonuçlarından biri de yüzde 300’ü aşan enflasyon ve özellikle gençler arasında artan işsizlik oranlarıdır. Bunun yanı sıra, çatışmadan etkilenen bölgelerdeki eğitim kurumlarının yüzde 70’ten fazlası faaliyetlerini durdurmuş durumda.
Bu bağlamda, dijital altyapı sistemleri savaşın en büyük kayıplarından biri olarak öne çıkıyor. Hizmetlerdeki sürekli kesintiler, akıllı medya alanına yapılabilecek her türlü yatırımı engelliyor. Buna medya çalışanları ve yazılım uzmanlarının göçü de eklenince, ciddi bir bilgi boşluğu ortaya çıkıyor. Geleneksel medya ile akıllı medya arasındaki fark daha da açılırken, halk yerel radyolara ve sözlü iletişime yöneliyor. Akıllı medya platformlarının geri planda kalması ise dezenformasyonun, nefret söyleminin ve savaşı besleyen propagandanın yayılmasına yol açıyor.
Gençlerin geleceğine gelince, eğitim ve mesleki gelişim fırsatlarının kaybı, dijital becerilerin edinilmesini zorlaştırıyor. Bu da genç beyinlerin zorunlu göçüne, yani bir “beyin göçüne” sebep oluyor. Bunun sonucunda da toplumsal ve psikolojik sorunlar, yaratıcılığı ve inovasyonu sınırlıyor. Ancak Sudanlı gençler, özellikle diasporada, sınırları aşan akıllı medya ağları kurma potansiyeline sahip. Yeter ki gerekli imkânlar sağlansın ve savaşın sürmesiyle ortaya çıkacak küresel izolasyon riski ortadan kalksın.
Bütün bu tehditlere rağmen umut verici fırsatlar da mevcut. Akıllı medya, mağdurların hikâyelerini anlatabilecek, ihlalleri görünür kılabilecek ve dayanışma köprüleri inşa edebilecek bir platforma dönüşebilir. Çatışmalar sona erdiğinde ise dijital yeniden yapılanma, Sudanlı gençler için akıllı medya alanında bir uyanış fırsatı sunabilir.
Şüphesiz Sudan’daki savaş, çok yönlü zorluklarla dolu bir gerçeklik ortaya koyuyor. Ancak aynı zamanda geleceğe dair geniş bir fırsat alanı da açıyor. Bunun yolu; Sudanlı gençler için uzaktan dijital eğitimin desteklenmesi, Sudanlı beyinlerin dağılmaktan korunması ve diasporadaki ağların güçlendirilmesinden geçiyor. En önemlisi ise, akıllı medyanın bir savaş aracı değil, bir barış aracı olarak değerlendirilmesi.
Bugün Sudanlı gençlerin, özellikle akıllı medya alanında güçlendirilmesi, bir tercih değil; hızla gelişen dijital ve medya dünyasında Sudan’ın geleceğini garanti altına almanın tek yoludur.
ChatGPT’nin ifadesiyle:
Nisan 2023’ten bu yana Sudan, toplumsal yaşamı, altyapıyı ve gençlerin gelecekteki fırsatlarını derinden etkileyen karmaşık bir silahlı çatışmanın içinde. Bu cümle, yazımıza başlamak için oldukça yalın ama aynı zamanda dikkat çekici bir giriş noktası. Çünkü amacımız, savaşın akıllı medya üzerindeki doğrudan ve dolaylı yansımalarına dair rasyonel bir okuma sunmaktır.
Mevcut tabloya bakıldığında, Birleşmiş Milletler verilerine göre 9 milyondan fazla insan Sudan içinde ve dışında yerinden edilmiş durumda. Ancak bu rakamlar, savaşın acısını bizzat yaşayan Sudanlılar arasında hâlâ tartışmalı. Öte yandan, yerel ve bölgesel analizler, iletişim ve internet altyapısının büyük ölçüde çöktüğünü teyit etmektedir.
Sudan’daki savaşın diğer yıkıcı sonuçlarından biri de yüzde 300’ü aşan enflasyon ve özellikle gençler arasında artan işsizlik oranlarıdır. Bunun yanı sıra, çatışmadan etkilenen bölgelerdeki eğitim kurumlarının yüzde 70’ten fazlası faaliyetlerini durdurmuş durumda.
Bu bağlamda, dijital altyapı sistemleri savaşın en büyük kayıplarından biri olarak öne çıkıyor. Hizmetlerdeki sürekli kesintiler, akıllı medya alanına yapılabilecek her türlü yatırımı engelliyor. Buna medya çalışanları ve yazılım uzmanlarının göçü de eklenince, ciddi bir bilgi boşluğu ortaya çıkıyor. Geleneksel medya ile akıllı medya arasındaki fark daha da açılırken, halk yerel radyolara ve sözlü iletişime yöneliyor. Akıllı medya platformlarının geri planda kalması ise dezenformasyonun, nefret söyleminin ve savaşı besleyen propagandanın yayılmasına yol açıyor.
Gençlerin geleceğine gelince, eğitim ve mesleki gelişim fırsatlarının kaybı, dijital becerilerin edinilmesini zorlaştırıyor. Bu da genç beyinlerin zorunlu göçüne, yani bir “beyin göçüne” sebep oluyor. Bunun sonucunda da toplumsal ve psikolojik sorunlar, yaratıcılığı ve inovasyonu sınırlıyor. Ancak Sudanlı gençler, özellikle diasporada, sınırları aşan akıllı medya ağları kurma potansiyeline sahip. Yeter ki gerekli imkânlar sağlansın ve savaşın sürmesiyle ortaya çıkacak küresel izolasyon riski ortadan kalksın.
Bütün bu tehditlere rağmen umut verici fırsatlar da mevcut. Akıllı medya, mağdurların hikâyelerini anlatabilecek, ihlalleri görünür kılabilecek ve dayanışma köprüleri inşa edebilecek bir platforma dönüşebilir. Çatışmalar sona erdiğinde ise dijital yeniden yapılanma, Sudanlı gençler için akıllı medya alanında bir uyanış fırsatı sunabilir.
Şüphesiz Sudan’daki savaş, çok yönlü zorluklarla dolu bir gerçeklik ortaya koyuyor. Ancak aynı zamanda geleceğe dair geniş bir fırsat alanı da açıyor. Bunun yolu; Sudanlı gençler için uzaktan dijital eğitimin desteklenmesi, Sudanlı beyinlerin dağılmaktan korunması ve diasporadaki ağların güçlendirilmesinden geçiyor. En önemlisi ise, akıllı medyanın bir savaş aracı değil, bir barış aracı olarak değerlendirilmesi.
Bugün Sudanlı gençlerin, özellikle akıllı medya alanında güçlendirilmesi, bir tercih değil; hızla gelişen dijital ve medya dünyasında Sudan’ın geleceğini garanti altına almanın tek yoludur.









