Çernobil nükleer felaketinin ardından bilim insanları, hasarlı reaktör duvarlarında Cladosporium shaerospermum ve Cryptococcus neoformans türlerinden oluşan olağanüstü bir siyah mantar grubu keşfetti. Bu mantarlar, sıradan mantarlardan farklı olarak sadece yüksek radyasyona dayanmakla kalmıyor, aynı zamanda içinde gelişiyor gibi görünüyor.
Radyotrofik mantar olarak bilinen bu türler, insan derisinde bulunan pigment melanin açısından oldukça zengin. Araştırmacılar, melaninin yalnızca radyasyondan korumakla kalmadığını, gama ışınları gibi iyonlaştırıcı radyasyonu aktif şekilde absorbe edip kullanılabilir enerjiye dönüştürdüğünü keşfetti. Bu süreç, güneş ışığı yerine radyasyon kullanılarak gerçekleştiği için radyosentez olarak adlandırılıyor.
2018-2019 yıllarında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yapılan deneyler, melanize mantarların radyasyona karşı koruyucu etkisini doğruladı. Sadece 1,7 milimetre kalınlığındaki bir mantar tabakası, kozmik radyasyonun %2’den fazlasını engelleyebildi. Bilim insanları, daha kalın mantar katmanlarının özellikle Mars görevlerinde biyolojik radyasyon kalkanı olarak kullanılabileceğine inanıyor.
Bu keşif, radyasyon temizliği ve uzay araştırmalarında korunma potansiyelinin yanı sıra, yaşamın aşırı ortamlara uyum sağlama stratejileri hakkında da önemli bilgiler sunuyor. Bilim insanları, mantarların zararlı enerjiyi besine dönüştürme yeteneğini doğanın en dikkat çekici hayatta kalma mekanizmalarından biri olarak değerlendiriyor.










