Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in açıkladığı verilere göre, 2002 yılında yaklaşık 26 milyon 579 bin hektar olan toplam tarım alanı, 2024 itibarıyla 24 milyon 24 bin hektara düştü. Bu düşüş yaklaşık yüzde 6,2’lik bir kayba tekabül ediyor.
Aynı dönemde ekilen tarım alanlarında da benzer bir gerileme yaşandı: 2002’de 17 milyon 935 bin hektar olan ekilebilir tarım alanı, 2024 sonunda yaklaşık 16 milyon 822 bin hektara indi.
Özellikle sebze bahçeleri alanında da ciddi azalma var: 2002’de 930 bin hektar olan sebze bahçeleri, 2024’te 741 bin hektara gerileyerek %20,3 oranında bir kayıp oluşturdu.
Bu tablo, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından ciddi bir sorun teşkil ediyor. Ülkenin gıda güvenliği, yerli üretimin devamlılığı ve kırsal alanda istihdam açısından bu tür bir arazi kaybı, başlı başına bir alarm olarak görülüyor. Ayrıca, arazi kullanımındaki değişimler — kentleşme, sanayileşme, altyapı yatırımları — tarım alanlarını daraltırken toprağın işlevini değiştiriyor. Örneğin, tarım dışı kullanım artıyor; bu da uzun vadede tarım potansiyelini zayıflatıyor.
Uzmanlara göre bu olgunun arkasında birden fazla etken bulunuyor:
Tarımsal kullanımın azalması, arazilerin farklı amaçlarla yeniden biçimlendirilmesi
Bu şekilde tarım yapabilir arazilerin tarımdan çekilmesi, kademeli de olsa üretim kapasitesinin azalmasına neden olabiliyor.
Ne yapılmalı?
Arazi kaybının önüne geçmek için öneriler arasında şunlar yer alıyor:
Tarım arazilerinin korunmasına yönelik mevzuatın güçlendirilmesi
Kentleşme ve altyapı yatırımlarının planlamasında tarım alanlarının sistematik olarak gözetilmesi
Kırsal alanda tarımın teşvik edilmesi, su yönetimi ve toprak koruma yöntemlerinin geliştirilmesi
Arazilerin verimli kullanımının sağlanması ve “tarım dışı” kullanıma yönelimin sınırlandırılması









