Muhsin Yazıcıoğlu’nun 2009 yılında hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmada Enver Altaylı’nın adı gündeme geldi. Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Altaylı’nın kazayı resmî ihbardan önce bildiğini öne sürerek bu bağlantının araştırılmasını istedi. İddialar henüz soruşturma makamlarınca doğrulanmış veya yargı kararıyla kesinleşmiş değil.
Büyük Birlik Partisinin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmada yeni iddialar ortaya atıldı.
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, eski istihbaratçı Enver Altaylı’nın kazayla ilgili bazı bilgilere kamu kurumlarından önce ulaşmış olabileceğini ileri sürdü. Ekici, Altaylı’nın olayın arkasındaki isimlerden biri olabileceğinden şüphelendiğini söyledi ancak bu iddiasını kesinleştiren bir delil veya yargı kararı henüz kamuoyuna açıklanmadı.
Altaylı’nın adı soruşturmadaki soruda geçti
Basına yansıyan soruşturma ayrıntılarına göre eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Ali Armağan’a, Enver Altaylı’nın yanı sıra Mustafa Özcan, Osman Hilmi Özdil, Adil Öksüz, Harun Biniş ve Kemal Batmaz’ı tanıyıp tanımadığı soruldu.
Armağan’ın söz konusu kişilerle herhangi bir toplantı yapmadığını ve onları tanımadığını söylediği aktarıldı. Böylece Altaylı’nın adı, Armağan’a yöneltilen soru üzerinden mevcut soruşturma dosyasında gündeme gelmiş oldu. Bu durum, Altaylı hakkında Yazıcıoğlu dosyasında suçlama yöneltildiği veya şüpheli sıfatı verildiği anlamına gelmiyor.
Avukat 11 dakikalık zaman farkını işaret etti
Mustafa Selami Ekici’nin açıklamasına göre, kazanın meydana geldiği bilgisi saat 15.15 civarında bazı BBP yöneticilerine iletildi. Ekici, bu bilginin kaynağının Enver Altaylı olduğunun kendisine söylendiğini ileri sürdü.
Helikopterde bulunan gazeteci İsmail Güneş’in 112 Acil Çağrı Merkezini saat 15.26’da aradığı bilgisini hatırlatan Ekici, kazanın Altaylı tarafından bundan yaklaşık 11 dakika önce nasıl öğrenildiğinin araştırılması gerektiğini savundu. Bu anlatım, Ekici’nin üçüncü kişilerden aldığını söylediği bilgiye dayanıyor ve bağımsız olarak doğrulanmış değil.
Arama-kurtarma sürecine ilişkin yeni araştırma talebi
Ekici, kazanın ardından arama-kurtarma faaliyetlerinde görev aldığı belirtilen emekli Yarbay Ercüment Güler’in de ayrıntılı biçimde sorgulanmasını istedi.
Enkazın bulunduğu bölgenin erken saatlerde daraltıldığı ancak ekiplerin farklı bir alana yönlendirildiği iddiasını gündeme getiren Ekici, Güler ile Altaylı arasında bağlantı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtti. Söz konusu bağlantıya ilişkin kamuoyuna açıklanmış kesin bir tespit bulunmuyor.
Görüntü iddiası da yeniden gündemde
Yazıcıoğlu’nun kazanın hemen ardından hayatta olduğunu ve olay yerine gelen siyah giyimli kişilerin görüntülendiğini öne süren bir kayıt bulunduğu iddiası da avukatın açıklamalarında yer aldı.
Ekici, görüntüyü izlediği ileri sürülen bazı kişilerin daha sonra hayatını kaybettiğini belirterek bu ölümlerin ve görüntünün kaynağının araştırılmasını istedi. Bahsi geçen görüntü kamuoyuna sunulmadığı gibi varlığı da resmî makamlar tarafından doğrulanmış değil.
Soruşturmada 19 kişi tutuklandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 19 Temmuz 2026 tarihli açıklamasına göre soruşturma kapsamında 29 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Gözaltına alınan 27 kişiden 19’u tutuklandı, sekizi hakkında adli kontrol kararı verildi; diğer iki şüphelinin ise başka dosyalardan cezaevinde bulunduğu açıklandı.
Gürlek, dosyada FETÖ’nün mahrem yapılanması, örgütsel bağlantılar, Adil Öksüz irtibatı ve ByLock kayıtlarına ilişkin bulguların incelendiğini bildirdi.
Altaylı başka dosyadan hüküm giymişti
Enver Altaylı, ayrı bir yargılama kapsamında “siyasal veya askerî casusluk” suçundan 13 yıl 4 ay, “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan ise 10 yıl olmak üzere toplam 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Karar istinaf incelemesinden geçmişti.
Ancak Altaylı’nın başka bir dosyadan hüküm giymiş olması, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüyle bağlantılı olduğu iddiasını kendiliğinden kanıtlamıyor. Bu bağlantının bulunup bulunmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüteceği soruşturma ve elde edilecek deliller sonucunda belirlenecek.






