Çürümüş bitki materyalleri üzerinde büyürken keşfedilen bu mantarın en dikkat çekici özelliği, poliüretan gibi son derece dayanıklı plastikleri parçalayabilmesi. Güneş ışığına ya da oksijene ihtiyaç duymayan bu organizma, çöplüklerde, yer altında ya da okyanusun derinliklerinde bile hayatta kalabiliyor.Mantarın sırrı ise güçlü enzimlerinde yatıyor. Bu enzimler, plastiklerin uzun polimer zincirlerini parçalayıp sindirilebilir hale getiriyor. Laboratuvar testlerinde, Pestalotiopsis örnekleri plastik levhaları sadece birkaç hafta içinde neredeyse tamamen yok etti. Üstelik bu işlem için yüksek sıcaklık ya da basınca gerek duymadan, sadece ortam sıcaklığında gerçekleşiyor. Bu da onu enerji açısından son derece verimli bir çözüm haline getiriyor.Plastik geri dönüşümünün genellikle yüksek enerji gerektirdiği ve yine de atık bıraktığı günümüzde, bu mantarın biyoreaktörlerde yetiştirilerek çöplükleri “yiyen” sistemlere dönüştürülmesi ya da plastikle kirlenmiş alanlara püskürtülerek temizleme yapılması hedefleniyor. Karanlık ve oksijensiz ortamlardaki dayanıklılığı, onu derin deniz temizliği, okyanus altı yapılar ve hatta uzay çöplüğü yönetimi için ideal bir aday yapıyor.
Plastik geri dönüşümünün genellikle yüksek enerji gerektirdiği ve yine de atık bıraktığı günümüzde, bu mantarın biyoreaktörlerde yetiştirilerek çöplükleri “yiyen” sistemlere dönüştürülmesi ya da plastikle kirlenmiş alanlara püskürtülerek temizleme yapılması hedefleniyor. Karanlık ve oksijensiz ortamlardaki dayanıklılığı, onu derin deniz temizliği, okyanus altı yapılar ve hatta uzay çöplüğü yönetimi için ideal bir aday yapıyor.Biyoteknoloji şirketleri, bu mantarın enzimlerini endüstriyel temizlikte kullanmak üzere çoğaltma yollarını araştırıyor. Eğer ölçeklendirilebilirse, bu orman mantarı yılda 400 milyon tonluk plastik atıkla mücadelede doğal bir kahramana dönüşebilir.Plastik krizine düşük maliyetli ve uygulanabilir çözümler arayan dünya için, Amazon’dan çıkan bu keşif doğanın kendi cevabı olabilir.
Plastik geri dönüşümünün genellikle yüksek enerji gerektirdiği ve yine de atık bıraktığı günümüzde, bu mantarın biyoreaktörlerde yetiştirilerek çöplükleri “yiyen” sistemlere dönüştürülmesi ya da plastikle kirlenmiş alanlara püskürtülerek temizleme yapılması hedefleniyor. Karanlık ve oksijensiz ortamlardaki dayanıklılığı, onu derin deniz temizliği, okyanus altı yapılar ve hatta uzay çöplüğü yönetimi için ideal bir aday yapıyor.Biyoteknoloji şirketleri, bu mantarın enzimlerini endüstriyel temizlikte kullanmak üzere çoğaltma yollarını araştırıyor. Eğer ölçeklendirilebilirse, bu orman mantarı yılda 400 milyon tonluk plastik atıkla mücadelede doğal bir kahramana dönüşebilir.Plastik krizine düşük maliyetli ve uygulanabilir çözümler arayan dünya için, Amazon’dan çıkan bu keşif doğanın kendi cevabı olabilir.









