Kurtuluş Savaşı sonrası Cumhuriyet’in ilanı 30/10/1923 ile 14/05/1950 tarihleri arasında, savaştan çıkmış bir ülkeyi yeniden inşa ederken esas savaş o zaman başladı. Bunu birkaç başlıkla özetleyelim:
Yıkık viran şehirlerin yeniden yapılaşması,
Halkın yoksulluğu ve eğitim seferberliği,
Salgın hastalıklar,
Sanayileşme mücadelesi,
Diğer yandan Osmanlı’dan arta kalan borçların ödenmesi,
İkinci Dünya Savaşı’na karşı duruş ve benzeri konular...
14 Mayıs 1950 seçimlerinde “Yeter, söz milletin” diyerek Demokrat Parti ve sağ partilerin iktidarı başladı.
14 Mayıs 1950 sonrası CHP, bütün iktidarlar için günah keçisi oldu. Ne olduysa suç ve günah CHP’nin sırtına yüklendi. 1950 ile 2025 tarihleri arasında CHP’nin tek başına iktidar olduğu ve koalisyonda bulunduğu dönemlere bir göz atalım.
Tek başına iktidarda olduğu tarih ve günler:
25/12/1963 ile 20/02/1965 arasında 423 gün,
21/06/1971 ile 21/07/1971 arasında 30 gün,
05/01/1978 ile 12/11/1979 arasında 676 gün.
Üst üste topladığımızda toplam 1.129 gün veya 3,09 yıl eder; yani bir dönem bile değildir.
CHP’nin içinde olduğu koalisyonların toplam süresi ise 1.060 gün (2,90 yıl).
CHP kapatılıp SHP’nin hayata geçişiyle koalisyonda bulunduğu toplam süre 1.439 gün (3,94 yıl).
CHP’nin baraj altında kaldığı ve DSP’nin koalisyonda bulunduğu yılları da eklersek, DSP’nin toplamı 1.967 gün (5,38 yıl).
İktidarın kıyısından köşesinden tutup ortak olduğu yılları topladığımızda yaklaşık 15,31 yıl yani 3 dönem eder. Buna rağmen bu ülkede bütün suç ve günah CHP zihniyetine mal ediliyor.
Bu suçlama, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Recep Tayyip Erdoğan için de aynı şekilde devam etti ve ediyor.
Günümüze gelecek olursak; yıllar sonra CHP, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirler başta olmak üzere yerelde iktidar olmuş ve Türkiye’nin birinci partisi haline gelmiştir. Ancak işi çok zordur.
Ekonomi darmadağınık, işsizlik ve yoksulluk her geçen gün artıyor.
Gençler umudu yurt dışında arar duruma geldi.
Başta adalet, eğitim ve sağlık olmak üzere çürümüşlüğü iliklerimize kadar hisseder olduk.
İktidar ise bu sorunları umursamıyor bile; varsa yoksa “CEHAPE.”
Sandıkta alamadığı belediyeleri adına, itirafçı dedikleri iftiracıların beyanlarını esas alarak başta CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, belediye başkanlarını, meclis üyelerini, belediye bürokratlarını, demokratik haklarını kullanıp muhalefet eden gençleri ve gazetecileri sabahın erken saatlerindeki ev baskınlarıyla gözaltına alıp sonrasında tutuklatarak CHP’li belediyeleri fiilen çalışamaz hale getirme derdindedir.
Sözün özü; bir zamanlar “iktidara giden her yol mübahtır” diyen iktidar, şimdilerde “iktidarda kalmak için her yol mübahtır” anlayışını uygulamaktadır.
Her ne kadar kurtuluşu örgütleyip kuruluşu organize eden CHP günah keçisi ilan edilse de, değişim kurultayıyla başlayan millete umut olma etkisini sahada gösterdiği mücadele ile kar topu gibi büyütmektedir.
Kurtuluş yok, tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. CHP iktidarı kaçınılmazdır.








