Hayattaki En Zor Şey- 3
Hayattaki En Zor Şey insanları tanımak daha da zoru kendimizi tanımak demiştik. Bir bilene danışarak, okuyarak, yardım alarak, iletişim kurarak yaşam becerilerimizi geliştirmeye, farkındalıkla yaşamaya çalışıyoruz.
İlk iki sohbetimizde iki kitaptan Beş Sevgi Dili ve Sınırlar üzerine konuşmuştuk. Sınırlar kitabı omzumdan tuttu, silkeledi. Çok boş bulundum, kendimi neredeyse kusursuz zannederdim. İyi niyet bazen yeterli olmuyormuş bunu öğrendik ve yola devam. Üçüncü kitabım Zihin Tuzakları, kendine yardım kitabı.
Zihin Tuzakları kitabında kurban/kurtarıcı, patinaj bölümleri ve mutluluk tuzakları üzerine aydınlandım. Hatırımda kalan, baskın özelliğiniz kurtarıcılık ise bağımlıyı, narsisti, dominantı, sorumsuzu mıknatıs gibi çekersiniz ve öyle bir noktaya gelirsiniz ki en çok fedakarlık yaptığınız en çok alttan aldığınız, en çok taviz verdiğiniz kişiler, en tahammül edemediğiniz kişilere dönüşür.
Sadece senin emeğinle ve senin idare etmenle yürüyen ilişki toksik ilişkidir. Sonuç odaklı yaşamaktansa süreç odaklı yaşamak daha keyifli bir yaşam olur. Zarardan, kötüden korunmak için kendini izole etme, yalnızlaştırma, savaşman gerektiğinde zırhını kuşan ve çık. Koy kendini ortaya, at kahkahanı, dök gözyaşını, dene, yaşa, elemen gerekeni ele ve yola devam, yaşamaya devam. Umutlandıran, cesaretlendiren, akıcı bir anlatım. Sınırlar konusunu iyi çalışmış olmanın ekmeğini yedim bu kitabı bu kadar iyi anlama hususunda. Göz açıp kapayana kadar bitti desem yanlış olmaz. 160 sayfa zaten.
Dördüncü kitabım , Neden Böyleyim Nasıl Değişebilirim. En zor anlatacağım kitap bu. Çünkü, kitabın adı içeriğini anlatmakta yetersiz. İçeriğine nazaran basit kalıyor. Adından çok daha fazlası. Adı ne olması gerekiyor derseniz inanın fikrim de yok. Bir cümleyle özetlemem gerekse, yazar dam dolu kitabı okumuş, sindirmiş, imbiğinden süzülen konsantre bilgiyi yaşanmışlıkları ile harmanlayarak oturmuş bizim için yazmış. Düşündüren, nispeten ağır ilerleyen ve bir o kadar da haz veren bir kitaptı.
Hani diyoruz ya hayattaki en zor şey insanları tanımak daha da zoru kendimizi tanımak, bu kitap içimize ayna tutuyor adeta. Zoru başarıyor, bize kendimizi tanıtıyor. Dipsiz kuyulardan çıkmayı, kendimize öz şefkati, el alem onayına ihtiyaç duymadan yaşamayı, her insanı kendi hikayesi içinde değerlendirerek duyduğumuz öfkeyi yatıştırmayı, karşılaştığımız söz ve davranışların bizimle alakalı olduğu kadar karşımızdaki kişinin bakış açısı ve yaşanmışlıkları (hatta bence arzuları) ile ilgili olduğunu, kendimizi tanımayı, kabul etmeyi, gerekli görüyorsak değiştirmeyi, örneklerle, düşünürlerin konuya ilişkin görüşleriyle öyle güzel anlatmış ki. Alıntılamak istediğim cümleler çokça fakat sizleri sıkmak da istemiyorum. Kitaba başlarken olduğum ben ile kitap bittiğinde olduğum ben arasında fark olduğuna eminim.
Son kitabım hâlâ elimde. Rota Yeniden Oluşturuluyor, okuduğum diğer kitaplardan aldığım bilgileri yazarın yasanmışlıkları ile harmanlandığı, babaannemden yaşam derslerini masal tadında dinlermişçesine herkesin rahatlıkla anlayabileceği türden, sıkmadan ders veren bir kitap. Diyor ki, navigasyona hedefi veriyoruz diyelim ki sapağı kaçırdık, küsmüyor, geri çekilmiyor, pes etmiyor, ben oynamıyorum demiyor, ne diyor, rota yeniden oluşturuluyor diyor ve ilk girişten/dönüşten alternatif yoldan hedefe götürüyor bizi. Biz neden bunu yapamayalım? Kitaplar birer rehber, okumaktan vazgeçmeyelim diyor. Dilek Cesur tam bir savaşçı, umutlandıran , cesaretlendiren bir yazar Pek çok konuda fikir verdi bana. O da aramızda kalsın. :)
Kendinize iyi davranın güzel insanlar. Yanlışımızı, eksiğimizi görelim, daha iyi olalım amma ve lakin kendimizi hırpalamadan. Herkese gösterdiğimiz sevgi, anlayış, merhameti kendimizden esirgemeyelim değil mi? Güzellikler, doğruluklar, sağlıklar sizlerle olsun Görüşmek üzere esen kalın .








