İstanbul her zaman yalnızca bir şehir olmadı.
Tarihin birçok döneminde ticaretin, üretimin ve fikirlerin kesiştiği bir merkez oldu. Bugün de aynı sorumluluğu taşıyor. Bu nedenle İstanbul iş dünyasında yaşanan her gelişme aslında sadece bir kurumun meselesi değil, şehrin ekonomik ruhunu ilgilendiren bir konudur.
Yakın dönemde yapılacak olan İstanbul Ticaret Odası seçimleri de bu açıdan dikkatle izlenmesi gereken bir süreçtir. Elbette her seçim kendi içinde rekabet barındırır. Fakat iş dünyasının gerçek beklentisi rekabetten çok vizyonun ortaya çıkmasıdır.
Bugün Türkiye’nin ve özellikle İstanbul’un ihtiyaç duyduğu şey; daha fazla üretim, daha fazla istihdam ve daha güçlü bir ticaret iklimidir. Bu hedeflere ulaşmak ise yalnızca bireysel başarılarla değil, ortak aklın devreye girmesiyle mümkündür.
İş dünyasının farklı alanlarında faaliyet gösteren girişimciler, sanayiciler ve ticaret erbabı aslında aynı hedefin etrafında buluşmaktadır: Daha güçlü bir ekonomi ve daha sürdürülebilir bir ticaret ortamı.
Bu noktada sivil toplum kuruluşlarına da önemli bir görev düşmektedir. Çünkü sivil toplum yalnızca bir temsil alanı değil, aynı zamanda iş dünyasının vicdanı ve ortak aklıdır. Farklı görüşlerin aynı masada konuşulabildiği, farklı sektörlerin aynı hedefte birleşebildiği yer tam olarak burasıdır.
Seçim süreçleri gelip geçer. Ancak geride kalan şey kurulan ilişkiler, ortaya konulan vizyon ve iş dünyasına bırakılan izdir. Bu nedenle hangi isim görev alırsa alsın, beklenti aynıdır: İstanbul’un ticari gücünü büyütecek, üretimi destekleyecek ve girişimcinin önünü açacak bir anlayışın hâkim olması.
Bugün Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey aslında çok nettir. Daha fazla güven, daha fazla dayanışma ve daha güçlü bir ekonomik birliktelik.
İstanbul’un ticaret tarihi bize şunu öğretmiştir:
Büyük şehirler yalnızca büyük binalarla değil, büyük vizyonlarla ayakta kalır.
Bu vizyonu ortaya koyacak olan da hiç şüphesiz iş dünyasının kendisidir.
Zeydan Aydın
Başkan
TÜSKİAD








