Millî Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır’ı tanımak, benim için yalnızca bir siyasi figürü bilmekten ibaret olmadı.
Onunla yolumuz, parti çalışmalarının başladığı yıllardan merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehadetine kadar uzandı.
Bu süreçte pek çok siyasi isimle yollarımız kesişti; fakat bazı insanlar vardır ki, iz bırakır. Remzi Çayır onlardan biridir.
Hayatımda beni en çok sarsan romanlardan ilki sayılabilecek bir kitapla başladı bu hikâye. “En Büyük Silah Barebellum”…
O satırları okurken, insanın içini kavuran bir sızıyla, için - için ağladığımı hatırlıyorum.
Erkeklerin ağlayıp ağlamayacağı hep tartışılır ya; aslında ağlarlar. Ama sessizce… İçlerine doğru.
BBP’de bulunduğum dönem boyunca hiçbir zaman ön planda olmayı tercih etmedim. Protokolden uzak, gösterişten kaçınan, toplantılarda arka sıralarda oturan biri oldum. Selamlaşmalarım kısa, sohbetlerim sade kaldı.
Çünkü bu davada öncelik, isimlerden çok niyetlerdi.
Bugün gelinen noktada,
Remzi Çayır Millî Yol Partisi’ni kurarark Türk siyasetine yeni bir yol ve yeni bir sayfa açtı.
Ona ve Dava arkadaşlarına bu yolda Rabbimizden başarı diliyorum.
(Aziz milletimizin yükünden payıma düşecek her ne varsa, başımızla beraberdir)
Remzi Çayır’ı tarif etmek gerekirse; Anadolu’nun sade ama onurlu karakterini yansıtan, çilelerle yoğrulmuş, mert bir isim.
Gösterişli cümlelerle konuşmaz; fakat sözü yere sağlam basar. Belki zaman zaman yalnız kalır; ama yol arkadaşlarını hiçbir zaman yalnız bırakmaz.
İnsan, çoğu zaman en büyük yalnızlığı kalabalıkların ortasında yaşar.
Siyaset de bu yalnızlığın en görünür sahnelerinden biridir. Buna rağmen, dava bilinciyle yürüyenler, sessizce yollarına devam ederler.
Geride dönüp baktığımda, bu hareketin içinden geçmiş herkes gibi ben de bir tanıklık bıraktım bu yolculuğa.
Ne abartılı bir iddia, ne de gösterişli bir cümle…
Sadece sade bir gerçek:
Sadakat, gürültü çıkarmaz.
Bugün Millî Yol Partisi, tıkanmış ve kirlenmiş Türkiye siyasetinin sayfalarında yeni bir çıkış yolu ve tertemiz bir sayfa arayışını temsil ediyor.
Remzi Çayır da bu yolun lider taşıyıcısı olarak, mücadelesini sürdürüyor.
Ve bizler, arka sıralardan da olsa, bu hikâyenin sessiz tanıkları olarak kalmaya devam ediyoruz.








