Millî Yol: Memleketin Kısık, ama Kırılmaz Sesi...
Bazı sesler vardır ki, gürültüyle değil, sükûnetle yükselir.
Bazı bayraklar vardır ki, rüzgârda dalgalanmazken bile dalgalanır insanın içinde.
İşte Millî Yol, tam da böylesi bir duruştur.
Kısık, vakur, fakat bir o kadar da sarsılmaz...
Bugün siyasetin çarkları pas tutmuş, kelimeler kir pas içinde, yüzler maskeli, niyetler çürük.
O kalabalıkta herkes bağırırken, herkes vitrin peşindeyken, herkes “ben” derken;
Millî Yol, “biz” demenin son kalesi gibi duruyor.
Pirüpak bir “biz”.
Çamura batmamış, riya ile lekelenmemiş, menfaatle aşınmamış bir “biz”.
Aziz milletimizin kahir ekseriyeti, suskunluğunun içinde fırtına saklıyor.
O suskunluk tevekkül değil, teyakkuzdur.
O sessizlik korku değil, sabırla bilenmiş bir bekleyiştir.
Ve Millî Yol neferleri, işte o bekleyişin somutlaşmış hâli, ete kemiğe bürünmüş hâlidir.
Milli Yol; Milletimizin gözlerindeki kararın adıdır.
Onlar kalbi hicranla dolu Anadolu yiğitleridir.
Yüreği bir vuran, gözünü kırpmadan geleceğe bakan yiğitler.
Her biri bir serdengeçti.
Her biri, “devlet millet ebed müddet” cümlesini göğsüne hançer gibi saplamış, yürüyor.
Ve o yolun başında, şanlı bir ülkü devi durur: Remzi Çayır.
12 Eylül’ün zindanlarında bile eğilmeyen,
Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşlığında bile dimdik kalan,
silahlı saldırılara rağmen, yorgunluklara rağmen, ihanetlere rağmen dimdik duran o yiğit.
Kahramanmaraş’ın Abbaslar köyünden çıkıp, Ankara’nın sokaklarında, cezaevlerinin koğuşlarında,
siyasetin çamurlu sularında tertemiz kalan o' ADAM.
Millî Yol’a liderlik eden, o' kısık sesin en gür kaynağı,
o' vakur duruşun en somut timsali.
Ey Rabbim,
Şanlı ülkü devi Remzi Çayır’a güç ver!
Yüreğine ferahlık, sırtına kuvvet, yoluna nusret ver!
O ki, memleketin en karanlık gecesinde mumunu söndürmeyen,
ateşini közlemeyen,
ve milletin hicranını kendi yüreğinde taşıyan yiğittir.
Ona ve neferlerine sabır, metanet ve zafer nasip eyle.
Teşbihte hata olmasın:
Onlar, karanlık bir ovada yakılan tek tek mumlar gibidir.
Sayısı azdır, ışığı zayıf görünür.
Ama rüzgâr esse de sönmez.
Yağmur yağsa da sönmez.
Çünkü o mumun alevi, balmumundan değil, vatan sevgisinden, ülkü ateşinden yoğrulmuştur.
Ey memleketim,
Biliyorum ki yorgunsun.
Biliyorum ki aldanmaktan, satılmaktan, kandırılmaktan usandın.
Ama şunu da bil:
Senin içinde hâlâ bir yerlerde, o eski ateş sönmedi.
Millî Yol, işte o' ateşin bekçisidir.
Remzi Çayır, o' ateşin yiğit nöbetçisidir.
Milli Yol Yiğitleri, Küllenmiş gibi görünen o' közü, üfleyip alevlendirecek olanlardır.
Remzi Çayır Ağabey şöyle demişti sohbetimizde;
Bir gün gelecek,
gürültü bitecek,
maskeler düşecek,
kelimeler yeniden temizlenecek.
O' gün, tarih yazacak ki:
“Ve millet, en karanlık gecesinde, en kısık sesiyle yeniden doğdu.
Adı Millî Yol’du o sesin "
Bugün görüyorum ki; bu yolun yolculuğuna şanlı ülkü devi Remzi Çayır yol başçılık ederek yürüyor...
O' ses sensin.
O' ses biziz.
O' ses, hâlâ vuran yüreklerin toplamıdır.
Millî Yol yiğitleri,
kalbinizdeki hicranı,
yüreğinizdeki ateşi,
gözlerinizdeki vakarı
milletimize emanet biliniz.
Çünkü bu yol,
ne bir partinin yoludur,
ne bir lidere aittir.
Bu yol,
memleketin son temiz kalıntısıdır.
Ve o kalıntı,
inşallah,
bir gün sel olup akacaktır.
Allah bu millete,
Millî Yol’un neferlerine,
şanlı ülkü devi Yol başçımız Remzi Çayır’a ve o kısık ama vakur sese güç versin.
(18 Ocak 2026, gece yarısı hisleriyle – ve dualarla)
Murat Fidan








