Türkiye Siyaseti'nin, beceriksiz kaltaklar sebebiyle dar ve karanlık bir sokağa girmesi beni de herkes gibi derinden üzüyor.
Siyasi alanımızın etik değerlerden lime -lime kopuşunu izliyor bu gözler...
Ve o' karanlık sokakta yankılanan çatırtılar sadece ayak sesleri değil, vicdanların çatırtısı artık.
Bir zamanlar “Siyasi irade” denen kavram, Türk Milleti'nin çıkarlarını namusu bilirdi ; bugün ise bir avanta dağıtım bürosu...
Bir zamanlar “milletvekili” denen şahıs, mahallesinin derdini Ankara’ya taşıyan adamdı; bugün saraylarda kuyruk sallayan, ihale kovalayan bir tür yeni yetme asilzade.
Bir zamanlar “muhalefet” demek, yanlışın karşısında dimdik durmak demekti; bugün “acaba yarın hangi koltuk boşalır” hesabı yapmak demek.
Halkın gözünün içine baka baka yalan söylemek artık marifet sayılıyor.
“Biz yaptık” diye övündükleri yol, köprü, hastane ya milletin parasıyla yapılmış ya da 40 yıllığına yabancı şirketlere peşkeş çekilmiş...
“Enflasyon düşüyor” dedikleri gün market filesi daha da küçülüyor.
"Dağlarda 85 terörist kaldı" "ayakkabı numaralarını biliyoruz" "terör bitti" dedikleri hafta bir yerlerde yine tabutlar omuzlanıyor... Ve en acısı:
Bu rezilliğe karşı çıkanlara “vatan haini”, susanlara “akıllı” deniyor artık.
Ahlâkı siyasetin dışına ittiler, namusu kapının önüne koydular.
Kibirleri o kadar büyük ki, milletin gözyaşı onlara sadece bir oy kaybı istatistiği.
Vicdanları o kadar kurumuş ki, yalan söylerken bile yüzleri kızarmıyor.
Ama şunu unutuyorlar:
Bu millet, tarihindeki en karanlık gecelerde bile sabahı beklemeyi bilmiştir.
Bu topraklar, defalarca çamurda yuvarlanan siyasetçiyi süpürüp deliğe atmıştır.
Bir gün gelecek, şimdi “kral çıplak” diyemeyen diller çözülecek,
ve o karanlık sokak, binlerce şehidimizin gülüşüyle aydınlanacak.
O gün geldiğinde,
bugün milletin sırtına basarak yükselenler,
aynı sırtın altında ezilecek.
Çünkü Türkiye,
beceriksizlerin ve kaltakların değil,
namuslu insanların omuzlarında yükselir.
Sabır taşı çatlarsa,
o çatlaktan yeni bir Türkiye doğar.
Ve... " *Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın"*
Tek başıma kalsam da ben, inanıyorum.








