Türkiye siyasetinde en büyük stand-up şovu bu olsa gerek: Partiler isimlerini koyarken aynaya bakmayı unutmuş,
sonra da yaptıklarıyla isimlerini tiye almışlar.
Adalet ve Kalkınma Partisi…
Ah be adalet, nerdesin?
20+ yıldır "adalet" diye diye yargıyı sarayın arka bahçesine çevirdiler.
Tutuklu gazeteciler, akademisyenler, muhalifler hücrelerde "adalet" beklerken, parti hâlâ "en adil yargı bizde" diye övünüyor.
Yargıya güven anketlerde yerlerde sürünürken, AKP "kalkınma" kısmını da "adaletsiz kalkınma"ya çevirdi.
İsim mi koydunuz, yoksa alay mı ediyorsunuz?
Milliyetçi Hareket Partisi…
Türk milliyetçiliğinin kalesiymiş, vatan-millet-Sakarya diye inletirmiş ortalığı.
Şimdi ne yapıyor?
Bebek katili, 50 bin canın hesabını veren teröristin "umut hakkı" için öncülük ediyor! Bahçeli 2024'te başlattı, 2025'te "Öcalan umuda dönsün" dedi, 2026'da hâlâ "statü sorunu nasıl çözülecek?" diye sorup duruyor.
MHP'li vekiller AKP ve DEM'le İmralı'da çay-kahve içip tutanak tutuyor, Öcalan "müthiş demokratik siyaset yürüteceğiz" diye mesaj atıyor.
Milliyetçilik mi?
Artık "teröristbaşı umutlu olsun da süreç yürüsün" milliyetçiliği olmuş.
Vay be, ne büyük dönüşüm – Sakarya'yı da İmralı'ya taşımışlar herhalde!
Büyük Birlik Partisi…
Birlik-beraberlik nutukları atarak yola çıkmış, "büyük birlik" diye diye…
Ama ne birlik?
Çözüm süreci adı altında federalizm altyapısı döşenirken sessizce kenarda duruyor, ittifak çizgisinde "birlik" yerine ayrışmaya alkış tutuyor.
Destici paçavra raporlarını yırtıyor diye bir gösteri yapıyor ama genel tabloda birlik mi? Parçalanmanın en sadık ortağı olmuş.
Büyük birlik mi, büyük ayrılık mı – isim karışıklığı var galiba.
Cumhuriyet Halk Partisi…
Cumhuriyetin kurucu partisi, laiklik-cumhuriyetçilik-devrimcilik diye destan yazmış atalarına rağmen…
Şimdi ne yapıyor?
Kendi iç kavgaları, koltuk pazarlıkları, ittifak hesapları arasında boğulmuş.
Çözüm sürecine katkı vereceğiz diye diye...İlkeleri unuttu, halkı unuttu, cumhuriyeti unuttu; tek derdi "nasıl koltuğa otururuz".
Bu partiler milletin oy verdiği, Meclis'te kürsü kapatan, kanun yapan partiler.
İsimler o' kadar güzel ki, sanki özellikle seçilmiş: Adalet yok olsun diye "adalet" koymuşlar, milliyetçiliği satmak için "milliyetçi" demişler, birliği bozmak için "büyük birlik" yazmışlar, cumhuriyeti unutmak için "cumhuriyet" diye bağırmışlar.
En komiği ne biliyor musunuz?
Hâlâ "İsimlerimiz ne kadar anlamlı" diye nutuk atıyorlar.
Asıl ironik olan biziz galiba: Bu kadar bariz maskaralığa hâlâ inanmaya devam ediyoruz. Belki de partiler isim değiştirmemeli – isimler zaten en büyük eleştiri.
Biz de artık isimlere değil, yaptıklarına bakmayı öğrenirsek, belki bu stand-up şovu biter.
Kalın Sağlıcakla...








